Yeşim Yörük'le Röportaj 2

Yeşim Yörük’le Röportaj

Yeşim Yörük'le Röportaj 7Merhaba Yeşim Hanım. Kelimelerin Efendisi adlı ilk öykü kitabınız geçtiğimiz aylarda yayınlandı. Bu kitabınızın yazılma ve yayınlanma serüveninden kısaca söz eder misiniz?

“Kelimelerin Efendisi” polisiye öykü kitabında yer alan öyküler, yazılırken bir kitapta toplanacaklarından habersiz, tek amaçları Dedektif Dergi’nin sayılarına yetişmek olan öykülerimin içinden seçtiğim yedi öyküden ve hiçbir yerde yayınlanmamış bir yeni öyküden oluşuyor. Yazım serüveni uzun bir zamanı kapsıyor. Kitap, bundan üç yıl önce Dedektif Dergi’de yayınlanmış olan ilk öykümle başlıyor. Ardından aynı Cinayet Büro ekibinin birbirinden bağımsız ilerleyen soruşturma maceralarıyla devam ediyor. Yayınlanma süreci ise benim için apayrı bir deneyim. Uzun süre yazdıktan ve yazdıklarım iki elin parmaklarını geçmeye başladıktan sonra öykülerimi bir kitapta toplama fikri yavaş yavaş kafamda oluşmaya başlamıştı fakat bunu eyleme geçirme konusunda biraz çekingendim. Doğrusu bu sektörü çok az tanıyordum ve ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. İşte tam da bu çekingen ve kararsız anımda, Dedektif Dergi’nin kurucularından ve Genel Yayın Yönetmeni Gencoy Sümer hocamın cesaretlendirmesi, eşsiz desteği ve editörlüğü ile bu yola girdim. Kitabımın yayınlanma süreci benim için asla unutamayacağım bir deneyim oldu. Herdem Kitap’la çıktığımız bu heyecan yüklü yolun sonunda kitabımı elime ilk aldığım an hissettiklerimi anlatacak kelime bulamıyorum. Anlatılmaz, yaşanır, diyebilirim ancak.

 

“Kelimelerin Efendisi”nin konusu nedir? Bundan da biraz bahsetmenizi rica etsek?

“Kelimelerin Efendisi” sekiz soruşturma öyküsünden oluşan bir polisiye kitap. Öykülerin konuları birbirinden bağımsız olsa da soruşturmayı yürüten Cinayet Büro ekibi her öyküde aynı kişilerden oluşuyor. Bir yanda sekiz farklı cinayet soruşturması yürütülürken diğer yanda Cinayet Büro ekibinin özel hayatları öykülere sistematik olarak yayılmış vaziyette. Bu özelliği de “Kelimelerin Efendisi” öykü kitabına bir nebze olsun roman ya da bir polisiye dizi film havası katıyor.

 

Öykülerinizin belli başlı karakterlerini okurlarımıza biraz tanıtır mısınız? Onları yaratırken gerçek ya da kurgusal karakterlerden esinlendiğiniz oldu mu?

“Kelimelerin Efendisi” öykü kitabının ana karakterleri Başkomiser Ahmet, Komiser Feride, Komiser Yardımcısı Selim, Savcı Cevdet, Feride’nin eski kocası Celal ve kızı Hayal’den oluşuyor. Başkomiser Ahmet karakteri elli beş – altmış yaşlarında, kırk yıldan uzun bir zamandır Emniyet Teşkilatı’nda görev yapmış, emekliliğine çok az kalmış, babacan, kalender, iyi yürekli, sevdikleri uğruna her türlü zorluğu göze alan bir Başkomiser. Özel hayatında sorunlu biri olmasa da onun da sırları ve altından kalkmaya çalıştığı psikolojik gel-gitleri var. Komiser Feride -kitaptaki öykülerde belirtilmeyen- bir olay sonucu ölümden dönmüş ve kısa bir aradan sonra görevine başlamış başarılı bir Komiser. Aynı zamanda tek başına ayakta durmaya çalışan, eşinden olaylı bir şekilde boşanmış ve tek evladını büyütürken yaşadığı zorluklara göğüs geren bir anne. Komiser Yardımcısı Selim ise eğlenceli bir karakter. Öykülere ilk girdiği sırada bir polis memuruydu. Kısa süre içinde komiser yardımcılığına atanarak ekibe dahil oldu. Aceleci bir tip ve hızlı düşünmeyi seviyor. Bu huyu bazen bazı şeyleri gözden kaçırmasına neden olabiliyor. Savcı Cevdet prensipli, kendi doğrularının peşinden giden, işinde çok başarılı genç bir Savcı. Emniyet’in koridorlarını sık sık arşınlamasının sebeplerinden biri de platonik bir aşkla bağlı olduğu Feride Komiser. Yine kitapta belirtilmeyen korkunç olaydan Feride’yi kurtaran kişi olarak Feride’nin gözünde de alelade bir savcıdan öte. Feride’nin eski kocası Celal tekinsiz bir ttip.Evlât olsa sevilmez, dedirtecek cinsten. Feride’ye yaşattıklarından sonra ona kızmamak elde değil. Feride’nin kızı Hayal on yaşında, babasız büyümenin zorluklarına alışmış, annesini göreviyle paylaşmak zorunda olan, iyi huylu, anlayışlı, uyumlu bir çocuk. Küçük yaşına rağmen annesinin en büyük destekçisi.

Karakterlerin temel özelliklerini yaratırken mutlaka esinlendiğim kitap, film ya da dizi karakterleri olmuştur. Şu kitaptan, bu filmden etkilendim diyemem ama aklımın bir köşesinde bazı temel özellikler kalmış olabilir. Ancak kahramanlarımın karakterlerinin gelişmesi öykülerin yazım aşamasında oluşmuştur. Yavaş yavaş beliren karakterleriyle, kanlı canlı değillerse de benim gözümde nevi şahsına münhasır kişilerdir.

 

Yeşim Yörük'le Röportaj 8Kitabınızı kimlerin okumasını tavsiye edersiniz? “Kelimelerin Efendisi” kimlere hitap ediyor?

Aslında polisiye türünü seven herkes okuyabilir. Kitaptaki bazı öykülerde cinayetlerin ayrıntıları anlatılıyor olsa da kan, şiddet, korku, cinsellik içeren betimlemeler olmadığı için bence her yaştan insana hitap ediyor.

 

Kitabınızdaki  öyküleri yazmaya sizi yönelten ne oldu? Ele aldığınız konuların gerçek hayatta bir karşılığı var mı yoksa tamamen sizin hayalinizden çıkan bir kurgu mu söz konusu?

Elbette ki öykülerin hepsi kurgu fakat içlerinde işlenen olayların tümü, gündelik yaşantımızda karşımıza sıkça çıkan toplumsal sorunlardan besleniyor. Olayların gidişatı benim tarafımdan oluşturulmuş olsa da yaşanan olaylar yaşadığımız toplumda her an herkesin başına gelebilecek türden. Taciz, tecavüz, insan ve organ tacirliği, yolsuzluk, sokak insanları gibi  konular, vicdansızlık, kıskançlık, ihanet, intikam gibi duygularla harmanlanınca kolayca polisiye edebiyata esin kaynağı olabiliyor. Maalesef bu saydıklarım gündelik yaşantımızda çok fazla karşımıza çıkmakta. Cinayet sebebi olmaya da oldukça yatkın konular bunlar. Türkiye toprakları içinde yaşamıyor olsam da ülkemizde ve dünyada yaşanan sorunlar beni de kolaylıkla etkisi altına alıyor. Bu da ister istemez öykülerimin kurgularına yansıyor.

 

Sizce polisiye nedir? Polisiyenin olmazsa olmazları, kuralları var mıdır?

Bence polisiye işlenmiş ve daha önce çözülmemiş bir suçun öncesini, işlenişini, bu suçla ilgili yapılan soruşturmayı, incelemeleri, bir dizi şüphelinin etrafında dönen olay örgüsünü anlatan ve sonuç olarak suçun nedenini araştıran karakterin, mantık yürüterek ve deliller eşliğinde suçluyu ortaya çıkardığı, anlatımında gizemli bir dil kullanılan edebiyat türüdür. Polisiyenin en vazgeçilmez özelliği, bence olmazsa olmazı, son satırına kadar korunan muammadır. Bulmaca çözer gibi sonuca ağır ağır ulaşılmalıdır. Tüm gizemini daha ilk sayfalarda yitiren bir yazı polisiye eser değil, polis tutanağı olur sadece. Genellikle polisiye denince akla ilk önce cinayet suçu gelse de aslında polisiye, bir şekilde işlenmiş, daha önce çözülmemiş ve çoğunlukla faili belli olmayan her türlü suçu kapsar. Polisiye, suç edebiyatına verilen ortak addır. Suçu araştırıp suçluyu ortaya çıkaran karakter polis ya da dedektif olabileceği gibi sıradan bir insan ya da bir çocuk bile olabilir. Polisiye edebiyata en başından beri çeşitli kurallar getirilmiş olsa da ben esnetilmeyecek kural olmadığını düşünüyorum. Elbette her konuda olduğu gibi polisiye edebiyatta da asla değişmemesi gereken, polisiyeyi polisiye yapan katı kurallar vardır fakat bir uşağın asla katil çıkmaması, suçu araştıran kişinin asla suçlu çıkmaması, içinde sadece ve sadece polisiye ögeleri barındırıp asla başka duygulara yer vermemesi, bir polisiye eserde sadece bir soruşturmacının (dedektif) bulunması, suçu sadece bir kişinin üstlenmesi (bence aynı anda on kişi bir kişiyi rahatlıkla öldürebilir) bu katı kuralların içine girmemeli. Eminim vaktiyle o meşhur yirmi kuralı ortaya atan kişi de günümüzde yaşasa, kendi kurallarını ilk önce kendisi bozardı. Bazen edebiyat kurallarının da zamana uydurulması gerekebilir. Bu naçizane benim kendi fikrimdir. Kuralları koyanlara da kurallara uyanlara da sonsuz saygılar.

 

Ülkemiz polisiyesinin yabancı polisiyeler kadar ilgi görmemesinin sebepleri sizce nedir?

Evet, ne yazık ki ülkemizde yabancı polisiyelere ilgi çok yüksek. Fakat son yıllarda yerli polisiyeye de ilginin çok arttığı bir gerçek. Öyle ki sadece yerli polisiye eserler basan yayınevleri günbegün artmakta. Yerli polisiye eserler ülke sınırlarının dışına kolay kolay çıkamıyorlar, bu doğru fakat bu, bizim eserlerimizin kötü olduğu, polisiye edebiyatta başarısız olduğumuz anlamına gelmiyor.  Ülkemizde, polisiye edebiyata kazandırılmış muhteşem eserler var ve bence dünyaca ünlü yabancı eserlerden kat kat daha başarılı eserler bunlar. Bu yüzden umutsuzluğa kapılmayalım. Bence ivme günden güne yukarıyı gösteriyor. Yerli polisiyenin de günün birinde -hak ettiği gibi- zirveye oturacağından hiç kuşkum yok.

 

Son zamanlarda okuduğunuz ve izlediğiniz polisiyelerden hangilerini okurlarımıza da tavsiye edersiniz?

Ben bir John Verdon hayranıyım. Dolayısıyla ilk olarak onun son romanı Tepenin Laneti’ni önerebilirim. Bazı bölümlerin gereksiz yere uzatıldığını düşünerek okumuş olsam da Dave Gurney’in yeni macerasından oldukça keyif aldım. Ayrıca yazarın ilk kitabı Aklından Bir Sayı Tut, bence unutulmaz bir polisiyedir. Tami Hoag kitaplarından Soğuk Kalp ve Acı Mevsim de önereceğim kitaplar arasında. Ayrıca polisiyeyle harmanlanmış psikolojik gerilim sevenlere Daniel Palmer kitaplarını tavsiye edebilirim. Benim daha çok yerli eserleri tercih ettiğimi bilenler bilir. Ve içlerinde severek okuduğum o kadar çok eser var ki buraya hepsini yazmaya kalksam sayfalar dolar. Birkaç kişinin ismiyle sınırlamayacağım. Okurlara yerli yazarları tercih etmelerini, pişman olmayacakları kadar başarılı eserler bulacaklarını, söylemek yeterli olacaktır.

Film ve dizilere gelince… Beni bıraksınlar, ben sabahtan akşama kadar polisiye film, dizi izleyeyim. Eh, bırakmıyorlar tabii… Şaka bir yana çok severek izlediğim filmler ve diziler oldukça fazla. Blacklist listemin en başında yer alan bir dizi. Ardından Luther, Marcella, The Alienist, Mindhunter, Mentalist, Sherlock, Lupin, The Chestnut Man ve La Casa de Papel ilk aklıma gelen diziler. Mutlaka izlenmesi gereken filmlerin en başındaysa the Godfather geliyor. Zodiac, Ejderha Dövmeli Kız, Mystic River, Fargo, L.A. Confidential, Doğu Ekspresinde Cinayet, Ceset ve Reservoir Dogs filmleri de severek izlediğim filmlerden sadece birkaç tanesi. En son izlediklerimin arasındansa The Irishman’i tavsiye ederim.

 

Yakın gelecekte yeni bir kitap ya da polisiye üzerine başka bir tasarımınız var mı?

Evet var… Fakat bunun yakın gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, bir an evvel tembelliği bırakıp yazmaya devam etmeme bağlı. “Kelimelerin Efendisi”nde Cinayet Büro ekibimin maceraları bir araya toplanmıştı. İkincisinde kurguları ve karakterleri birbirinden bağımsız öykülerimi bir araya toplamak niyetindeyim. Öykülerin çoğu hazır. Bitmesi gereken bir öykü daha var ve sonrasında adı bile hazır olan kitabın serüveni de başlar umarım. Daha sonrası için de bazı planlarım var fakat her şeyi sırasıyla yapmakta yarar var. Fazla açılırsam boğulabilirim.

Yazar:

Turgut Şişman
Turgut Şişman
Turgut Şişman, PolisiyeDurumlar.com ve Dedektifdergi.com sitelerinin kurucuları arasında yer aldı ve halen polisiyeseverlerin ilgi ile takip ettiği bu iki projede aktif olarak görev almaktadır. Çeşitli kitaplarda ve online platformlarda hikaye ve makaleleri yayınlanan Turgut Şişman, Polisiye Yazarlar Birliği üyesidir ve 2005 yılından bu yana İngiltere'de yaşamaktadır.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum